BİZ İKTİSATLILAR İÇİMİZDEN BİRİ: PROF. DR. NİHAT FALAY

Bugün bu paylaşımımızda kısa bir süre önce kaybettiğimiz, İÜ İktisat Fakültesi’nin çok kıymetli akademisyenlerinden, İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti üyesi, gönüllü destekçisi, her zaman bilgi ve görüşüne baş vurduğumuz sevgili hocamız Prof. Dr. Nihat Falay’ı anmak ve genç iktisatçılara tanıtmak amacındayız. Fakültemizin Maliye Kürsüsü hocalarından olan, çok renkli kişiliği ve güler yüzü ile zihinlerimizde yer eden Nihat Falay hocamızı saygı ile anıyor, bu paylaşımımıza yazıları ve fotoğrafları ile destek olan Prof. Dr. İzzeddin Önder’e, Prof. Dr. Figen Altuğ’a, Prof. Dr. Burhan Şenatalar’a, Prof. Dr. Faruk Sönmezoğlu’na , Doç. Dr. Başak Ergüder’e, Dr. Öğr. Üyesi Aysel Arıkboğa’ya teşekkür ediyoruz.

İÜ İKTİSAT FAKÜLTESİ MEZUNLARI CEMİYETİ

NİHAT FALAY HOCA

1940 Urfa doğumlu, altı kardeşten biri olan Nihat Falay, inşaat işçiliğinden tiyatro oyunculuğuna kadar pek çok alanda başarıyla emeğini değerlendirip tam bir karınca örneği olarak İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümünde asistanlıkla işe başlar.

Akademik yaşamında istikrarlı şekilde yükselen Nihat Hoca, maliyenin klasikleşmiş konularına sıkışıp kalmayıp, araştırmalarıyla çok farklı alanlara yayılmıştır. Bütçe ve yerel idareler alanlarında derinleşen Nihat Hoca, Program Bütçe ve Sıfır Esaslı Bütçe başlıklı önemli çalışmalarıyla dönemin klasik maliye yaklaşımı dışında yeni ve farklı görüşleri maliye yazınına kazandırmıştır. Hocanın, eserlerinde içerik olarak tarih, anlatım olarak da dil meselesinin ağırlık kazandığı çalışmalarının önemli bir yansıması da geçmişe gömülmüş bilgileri gün yüzüne çıkaran Maliye Tarihi adlı eseridir. Bu eser, Osmanlı dönemi mali olaylarına ışık tutmasıyla bu alanda önemli bir kazanımdır. Hocanın tarih alanındaki ilgisinin diğer önemli ürünü de İbn-i Haldun üzerine yapmış olduğu çalışmasının sonucunda yayınladığı İbn-i Haldun’un İktisadi Görüşleri başlıklı eseridir.

Arşivciliği ile de öne çıkan Nihat Hoca, İktisat Fakültesi tarihi belgeseli işine yönelmiş ve fakülte arşivinden epey bilgi toplamış olmakla beraber, maalesef bunları derli toplu bir esere dökmeye vakti olmamıştır. Sanırım, Hocanın arşivcilik alanındaki ilk basılı ürünü Türkiye Ekonomi Bibliyografyası başlıklı eseridir. Nihat Hoca’nın arşivcilik vasfı basılı iki ayrı değerli eserde de yansır. Bunlardan biri akademi dünyamızın çok değerli kaybı Prof. Dr. Memduh Yaşa için çıkarılmış olan armağandır. Bu eserin hazırlanışında çok fedakârca çalışmış olan Hoca’mız, Memduh Hoca ile ilgili olağanüstü kaynak toplayarak, çok detaylı ve yararlı bir tanıtım yazısı yanında, kaynaklar konusundaki olağanüstü çabaları ile de çok ciddi vefa ve sadakat örneği sergilemiştir.

Nihat Hoca’nın arşivcilik niteliğinin ikinci çok başarılı önemli bir örneğini de 1933 Üniversite Reformu sürecinde ülkemize davet edilmiş olan bazı yabancı hocalarla ilgili eseri oluşturur. 1933 Üniversite Reform sürecinde ülkemize çağırılmış akademisyenler İstanbul ve Ankara üniversitelerine büyük katkılar yapmışlardır. Bilgisayar kullanmada fazla mahir olmayan Hoca, bu konuya da el atmış ve İstanbul Üniversitesi ile ilgili alanı kapsayarak yaşamının son yıllarında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından basılmış olan İstanbul Üniversitesinin Yabancı Akademisyenleri başlıklı kapsamlı bir çalışmayı başarıyla kotarmıştır. Bu çalışmasını imzalı olarak bana verdiğinde doğrusu çok şaşırdım ve kendisine bilgisayar kullanımına fazla yatkın olmadan böylesi kapsamlı bir çalışmayı nasıl tamamladığını sorduğumda, esere uzun yıllarını verdiğini söylemekle yetinmişti. 163 hocayı kapsayan, kaynakça ve dizin de dâhil toplam 416 sayfalık kitap, bu konuda daha derin araştırmacılar için bir tür ilk kaynak niteliğindedir. Nihat Hoca, İstanbul’da İktisat başlıklı bir dokümantasyon yapmış olan Prof. Dr. Çiğdem Boz’un eserinde de yabancı hocalar hakkında geniş açıklamalarda bulunmuştur.

Hocanın arşivciliğinin canlı tipik örneğini, Prof. Dr. Sevim Görgün hocamızın anma toplantısında sunduğu dosya oluşturur. Toplantıda, Sevim Hoca’nın adeta sicilini ortaya koyacak şekilde detaylı bilgiler sunmuş olan Hocamız, toplantıya katılanları hayrete düşürmüştür.

Nihat Hoca, yurt dışı araştırma faaliyeti de dâhil, konferanslar, farklı alanlarda dersler ve seminerler gibi akademinin her alanına emek vererek içine sindire sindire merdivenleri çıkıp, yaş haddinden profesör olarak emekli olmuştur. Emekli olmadan önce de, emeklilik döneminde de özellikle doğu ve güneydoğu illeri olmak üzere ülkenin bazı bölgelerine akademik ziyaretler yaparak hem yöre hakkında bilgi toplamış, hem de gittiği yerlerde konferanslar vermiştir. Öğrencilerini de ilgi duydukları kentler hakkında araştırma yapıp rapor hazırlamaları konusunda teşvik etmiştir.

Nihat Hoca fevkalade girişken, sıcakkanlı ve çevresi ile çok rahat ilişki kurabilme yeteneğini haizdi. Gerek meslektaşları gerek öğrencileri ile çok yakın ve sıcak ilişkiler kurabilmiş olan Hoca, öğrencilerinden resim alarak onları yakından izlemiş ve sorunları ile ilgilenmiştir. Öğretim Üyeleri Derneği kurucularından da olan Nihat Hoca, çok geniş bir çevre ile devamlı irtibat halinde olmuştur. Derler ki, insanların cenaze törenindeki topluluk, vefat edenin çevresinde bıraktığı ışık ve izlenimin yansımasıdır. Hocamızın cenaze töreninde hazır bulunan topluluğun camiden mezara dek sürmesi hepimizin acılı duygularına bir nebze de olsa su serpmiş oldu.

Şık fularıyla, uzun ceketiyle, bir zamanlarda izin verdiği sakalı ve ilginç gözlüğü ile hafızamızdan silinmeyecek olan Nihat Falay Hoca’nın dostları ve meslektaşlarında sadakat ve vefa izlenimi bırakarak ebediyete göçü akademi camiası, meslektaşları ve öğrencileri için yeri doldurulamayacak kayıp olmuştur.

Prof. Dr. İzzeddin Önder

Sevgili Prof. Dr. Nihat Falay

Her ölüm erkendir; ama sevgili Falay’ınki gerçekten beklenmedik oldu. Yeni bir kriz geçirdiğini duyduğumda, bunu da aşar, diye umuyordum, olmadı. İzzeddin Önder, Hülya Kirmanoğlu, Pınar Akkoyunlu hocalarımla Eylül 2023’te buluştuğumuzda en son basılan “İstanbul Üniversitesi’nin Yabancı Akademisyenleri” başlıklı kitabını tüm ağırlığına rağmen taşımış, imzalayarak bizlere vermişti. Araştırmacı kimliğiyle iğneyle kuyu kazarak ortaya çıkardığı çalışmalar hepimizi aydınlattı. Muzip bakışları, kırmayan esprileri, ilkesel duruşu, özenli giyimi ile içimizi ferahlattı. Fular-yelek tercihine hayrandım. Tüm geçmişlerimiz gibi andıkça yaşatacağız, onu; ama bıraktığı boşluk doldurulamaz.

Prof. Dr. Figen Altuğ

Nihat Falay’la 1969’da Merkez Bina’daki Maliye Enstitüsü’nde tanıştık. Meslektaş olmanın çok ötesinde bir arkadaşlığımız oldu. 1981’de ben Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçtim, binalar çok yakın olduğu için yine hemen hemen her gün görüşürdük. 2000 yılında benim İstanbul Üniversitesi’nden ayrılmamdan sonra görüşmelerimiz biraz seyrekleşse de sık sık haberleştik. Üniversite dışında asistanlık dönemimizde TÜMAS’ta, 1990’dan itibaren de uzun yıllar Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nde hep beraberdik. Zaman zaman yakın arkadaşlarımızla birlikte tatil yaptık. Nihat Falay tüm arkadaşları tarafından çok sevilirdi. Bunun birçok nedeni vardı. Nihat açık sözlü, içi dışı bir olan, kendi ilkelerine sahip çıkarken kimseyi kırmayan bir kişiydi. Her zaman pozitif, yapıcı ve güler yüzlü idi. Mütevazıydı. Her zaman sorumluluk almaya hazır olduğu gibi, aldığı görevi hakkıyla ve şikâyet etmeden yerine getirirdi. Gerek asistan derneğimizde gerek öğretim üyeleri derneğimizde yıllar boyu saymanlık görevini büyük titizlikle üstlendi. Maliye dışında tarihe ve tiyatroya çok ilgi duyardı. Yerel yönetimler maliyesi ve bütçe konuları dışında maliye tarihi ile de ilgilendi ve önemli katkılar yaptı. Son hastalığına kadar durmadan çalıştı ve son olarak bizlere İstanbul Üniversitesi’ne gelerek görev yapmış Alman akademisyenler ile ilgili ilginç bir eser bıraktı. Onu her zaman sevgi ve özlemle anacağız.

Prof. Dr. Burhan Şenatalar

Nihat Falay Hoca için…

Değerli dostum Nihat Falay’ı İktisat Fakültesi’nde öğrenci iken 1970’li yılların başlarından hatırlıyorum. Kendisi Maliye Kürsüsünde asistanlık yaparken bazı vize ve sınavlarımızda yer alıyordu. 1976 yılında ben de Fakülte’nin Siyaset İlmi Kürsüsünde asistan olduktan sonra birçok ortak arkadaşımız, meslektaşımız ile birlikte gelişen dostluğumuz çerçevesinde kendisini daha yakından tanıma fırsatım oldu. O dönemde ortak uğraşlarımızdan birisi de içerisinde beraber yer aldığımız dönemin asistan derneğindeki faaliyetlerimizdi. Kendisi derneğin mali hesapları ile ilgilenirken işini ciddiye alır, bazı hafta sonlarında o sıralarda oturduğu Emirgan’daki evinde kendisine yardım eden arkadaşları ağırlardı. Sohbetinin samimiliği ve dostlarına olan sevgisi derneğin bu mali hesaplarında ona yardım işinin bir “cazibe merkezi” olmasını sağlamıştı. Ayrıca, 1978-1979 döneminde ben doktora tezimi hazırlarken kendisi o dönemde yurt dışına gittiğinde Emirgan’daki evini bana bırakmış, ben de şehir merkezinden uzak, sakin bir atmosferdeki bu mekâna kapanarak tezimi bitirme fırsatı bulmuştum.

Nihat Falay, en başta güler yüzü, samimiyeti ve kendisine has üslubuyla yaptığı iltifat ve espriler ile hatırlanacak. Ayrıca sanata ve özellikle de resme olan ilgisi fark edilirdi. Uzun yıllar birlikte içerisinde yer aldığımız meslektaş, dost ortamlarında kendisinden söz edilirken az da olsa bir serzenişte bulunan bir kişiye ben rastlamadım. Mesleki çalışmaları hakkında en güzel değerlendirmeler ise 2018 yılında sevenlerince adına hazırlanan “Armağan” içerisinde yer almaktadır.

Kendisi emekli olduktan sonra sıklıkla eşi Türkan Falay ile (benim de birincil tercihlerimden olan) Datça beldesindeydi. Bizler de oraya gittiğimizde güzel beraberliklerimiz olurdu. Oradaki evini çok sevdiğini biliyorum. Eşini kaybettikten sonra bile yalnızlığa aldırmadan Datça’da olmaya çalışıyor, İstanbul’a ancak bir gerek olduğunda geliyordu. Fakat bir süre önce, orada yalnız iken geçirdiği bir kalp krizi sonrasında artık zorunlu olarak İstanbul’daydı. Kendisi ile 2023 yılının sonbaharında Kadıköy’de eski arkadaşlar grubu olarak bir akşam yemeğinde buluşacaktık. Doktorunun ikazı ile bu yemeğe katılamadı. Katılabilmesi için, daha sonraki bir yemeği ona yakın bir yerde düzenlemeyi düşünürken gelen bir haberle bu da imkansızlaştı. Kendisinden son hatıra, bu katılamadığı akşam yemeğinde bizlere imzalayarak gönderdiği “İstanbul Üniversitesinin Yabancı Akademisyenleri” başlıklı kitabı ve bir de adı her geçtiğinde gözümüzün önüne gelecek olan güler yüzü kaldı… Rahat uyusun…

Prof. Dr. Faruk Sönmezoğlu

Nihat hocaya hangi pencereden bakarsanız o pencerenin ışığından süzülen ışığın canlı renklerinden yansıyan rengarenk kişiliğini göreceksiniz. Bizler için hoca veya akademisyen olmanın ötesinde seçilmiş ailemizin büyüğüydü ve hayatlarımızın en önemli kararlarında onun izi hep vardı.

Nihat hoca ile tanışmam, Maliye doktora ders programındaki seminer dersinde oldu. Bourdieu’nun Fransızcadan İngilizceye çevrilen metinlerini önümüze koyduğunda dönemin oldukça zor geçeceğini anladık. Ders dışında hocanın odasına gidip konuşmak zordu. Buna karşın eğer akademik bir sorunuz veya üniversite ile ilgili bir sıkıntınız varsa hoca size danışmanlık yapmaya her zaman hazırdı. O dönem Maliye Teorisi bölüm başkanı olan hocanın bölüme aldığı son asistan bendim. Fakültede hocanın odasını paylaştım. Odada sürekli çalışan hoca, çalışma saatlerinde asla konuşmazdı ve benden bazı e-posta yazışmaları dışında herhangi bir ricası olmazdı. Bana da sürekli fakültedeki zamanı verimli kullanmamı öğütlerdi. Bu öğüdü son yıllarda tutamasam da aynı odada olduğum dönem boyunca bu çalışma disiplinini, biraz da hocanın örnek olması sayesinde sürdürebildim. Odaya misafiri geldiğinde hemen işini bırakır, koyu bir sohbete dalarlardı. Ben hocayı odaya gelen dostlarıyla olan sohbetleri sayesinde daha iyi tanıdım diyebilirim. Toplumsal olaylara her zaman duyarlı olan ve asistanlığından emekliliğine kadar özgür bir üniversite hayali olan Nihat Hoca, insanları ayrımsız severdi. Siyasi duruşu, kimliği, dini inanışı, dili, rengi ne olursa olsun herkes hocada bir şey bulurdu. Sohbeti, birikimi, hoşgörüsü ve farklı olana duyduğu derin saygı, en belirgin karakter özelliğiydi.

Nihat hoca aktif ders verdiği yıllarda öğrencilerinin isimlerinin yer aldığı dosyalar hazırlardı. Bölümdeki öğrencilerinin her birini ismi ile bilen ender hocalardandı. Bir gün bölüm koridorlarında doğudan İstanbul’a gelen çekingen bir erkek öğrencinin sorduğu soruya cevap verdikten hemen sonra, çekinerek soru soran bu öğrencilerine diğerlerinden hiç ayırmadan ve cesaretlerini kırmadan davranmalısın diye verdiği nasihati hiç unutmam. İnsanı anlayan ve incitmeyen bir yapısı vardı.

Nihat hocanın tiyatrodan, tarihe farklı ilgi alanları ve bitmeyen yaşam enerjisi ve merakı ile dostluklara verdiği inanılmaz kıymet, benim açımdan sadece bir akademisyenin değil, bir hayat felsefesinin vücut bulmuş haliydi. Bir diğer özelliği ise arşivciliğiydi. Yıllar boyunca biriken yayınlar, gazeteler, fotoğraflar odasını bir hafıza merkezine dönüştürmüştü. Tarihe olan merakı kadar emeği de çoktu. Nihat hocanın vefatı Maliye Bölümü’nün yaşayan hafızasını kaybetmek anlamına geldiği oranda, yeni nesil akademisyen arkadaşlarımız için de oldukça üzücü oldu. Tek tesellimiz üzerine yıllarca çalıştığı ve bir arşiv oluşturduğu İstanbul Üniversitesi’nin yabancı akademisyenleri ile ilgili çalışmasının, vefatından kısa bir süre önce yayınlanmasıdır. Yaşamının son günlerinde, pek çok farklı akademik toplantıda, konferanslarda, röportajlarda yabancı akademisyenlerin hayatlarını anlattı. Ve belki de hayatının en çok emek verdiği çalışmasını vefatından hemen önce bıraktı. Bir Nihat Hocamız vardı, bir hoş sedası kaldı koridorlarda.

Doç. Dr. Başak Ergüder

Nihat Hocamı, yüksek lisans derslerinde tanıdım. İktisadi olay ve olguları tarihsel perspektiften değerlendirmenin önemini farkına varmaya başlayışım da o dersler sayesinde oldu. İlk başlarda Hocamızın ciddiyeti ve disiplinli tavrına bağlı olarak gelişen çekinme ile karışık saygım, çok kısa bir zamanda sevgiden beslenen saygıya dönüştü ve öyle de kaldı. Yıllar içinde inceliği, zarifliği, her zaman destekleyici ve cesaretlendirici yaklaşımı ile kalbimizdeki yerini aldı. Doktora yeterlilik sözlü sınavının heyecanını yaşarken ve 50-d’li bir asistan olarak tez savunması sonrasına ilişkin kaygı taşırken emeklilik tarihine kadar danışmanım olan İzzeddin Hoca ile birlikte hep yanımda, yanımızdaydı.

Nihat Hocamızın renkli kişiliği onunla tanışma imkânı bulan, öğrencisi ya da meslektaşı olarak yakından tanıyan akademik ve sosyal çevresi açısından yeni bir bilgi değil elbette. Üniversiteye gelirken biz asistanlara getirdiği ve ilk kez kendisinden öğrendiğim ikindi kahkesi ile beraber uzun sohbetlerimiz, tarih merakı, Fakülteye ağırlık vermeye karar vererek ardında bıraktığı tiyatro serüveni, kedi sevgisi ilk aklıma gelenler… Emekliliğinden birkaç yıl önce okul çıkışında, kitaplarla, teksir notlarıyla dolu ağır çantası eşliğinde Eminönü’ne yürüyüşlerimizi ve aynı vapurla eve dönüş yolculuğumuzda o sıralarda üzerinde çalıştığı konular üzerindeki sohbetlerimizi, daha pek çok güzel anı gibi, unutmayacağım. Çalışkanlığını, azmini, fedakârlığını davranışlarında gören biz asistanları için hocamız hep yaşayan canlı bir örnek olmuştur.

Nihat Hocamızın kimi zaman iktisadın dışında gibi görünen ama aslında çok içinden olan farklı ve bir o kadar da ilginç konulara merakı, titiz çalışmaları, akademik heyecanı bizleri aydınlatmaya devam edecektir. Son kitabını bizlerle paylaştığı Ocak 2024’teki görüşmemizde, yeni çalışmasının hazırlıklarından gözlerinin içi parlayarak heyecanla bahsedişi ve zaman zaman da geçmişe giderek öğrencileri ile olan anılarını içtenlikle anlatırken gözlerindeki şefkat, hüzün karışımı ifade ve Datça’ya olan özlemi değerli hocamızın bizlere bıraktığı son hatıralar arasındadır. Öğrencisi ve asistanı olma şansına eriştiğim Nihat Hocam, çalışkanlığınızla, azimli, kararlı, güler yüzlü, nazik duruşunuzla bizlere her daim ışık tutacaksınız…

Dr. Öğr. Üyesi Aysel Arıkboğa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir