BİZ İKTİSATLILAR: İÇİMİZDEN BİRİ NÜVİT ESERYEL
BİZ İKTİSATLILAR: İÇİMİZDEN BİRİ
NÜVİT ESERYEL
İFMC olarak Camiamıza emek vermiş değerli hocalarımızı ve mezunlarımızı tanıtmak ve yad etmek adına yaptığımız paylaşımlarımıza bu kez değerli mezunumuz, İFMC Yönetim Kurullarında uzun yıllar Genel Sekreterlik görevinde bulunmuş, komisyonlarımızın daimî üyesi Nüvit Eseryel ile devam ediyoruz. Paylaşımımıza yazıları ve fotoğrafları ile destek olan Fisun Görkem, Dr. Öğr. Üyesi Aylin Altınay, Güneş Eseryel, Tuncay Seza Ak ve Ahmet C. Özkan’a teşekkür ediyor, eksikliğini daima hissedeceğimiz sevgili arkadaşımızı sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
İÜ İKTİSAT FAKÜLTESİ MEZUNLARI CEMİYETİ
Bizim de Nüvit’le tanışmamız 48 yıl önce okul yıllarına dayanıyor. Çok güzel umutlar, çok güzel hayallerle bir mücadele içinde bulmuştuk kendimizi. Sanki tüm arkadaşlarımız birlikte doğup birlikte büyümüş tük. Oysa her birimiz ülkenin dört bir yanından gelip buluşmuştuk. Acısıyla, tatlısıyla geçen zorlu yılların ardından hepimiz iş hayatına atılmıştır. Nüvit de benim gibi finans sektöründe çalıştığı için bazen görüşürdük. Bazen de cemiyette bir araya gelirdik. Ben bankacılık hayatına daha fazla dayanamayıp bir süre sonra İstanbul’u terk edip Datça’ya yerleştim. Tabii ki arkadaşlarımla eskisi gibi bir araya gelemiyordum artık. Günün birinde Nüvit aradı ve “Fisun biz Datça’da ev aldık “dedi. O da bizim gibi Datça sevdalısı olmuştu. Zeytin’e, badem’e sevdalanmıştı. Doğa katliamına karşı yapılan her eylemde köylülerle yan yana yürüdü. Bu dinginlikte Nüvit’le ve can yoldaşı Güneş’le komşuluk yapmak ayrı bir güzellikti. Evlerinin yanındaki tek katlı eve 2. kat çıkılıp pansiyon yapıldığında çok üzülmüştü. İkimiz de her yaz arkadaşlarımızın gelmesini iple çekerdik. Peş peşe yitirdiğimiz canlarımızın üçüncüsü oldu Nüvit. Her geldiğinde “Biz geldik” diyen sesini çok arayacağız arkadaşım. “Acelen varsa ne işin var Datça’da “diye bir söz vardır buralarda. Ama belli ki senin acelen varmış kardeşim. Yattığın yer incitmesin.
Fisun Görkem
Nüvit Eseryel, incecik ve uzun bedeni, munis karakteri ve dağ tepe demeden dünyayı gezişiyle bende hep 80-90 yaşına kadar yaşayacak hissi uyandıran bi’tanecik Adanalı abimdi. Gerçekten, hayata ve insanlara bu denli özen gösteren birinin aramızdan bu kadar erken ayrılabileceğine ihtimal vermezdim, alacağın olsun felek dedim acı haberi aldığımda. Sonra bu şaşkınlığımı ortak bir dostumuzla paylaştığımda aldığım cevapla aydınlandım, “Ama uzun yaşamak için biraz da gam tutmamak lazım, Nüvit gam tutardı”. İşte o an fark ettim; Nüvit Abi’nin naif kişiliği, nezaketi, her sohbette kendini belli eden derin insan sevgisi ve gönül kırmama gayreti onu kim bilir ne kadar yormuştu. Nüvit Abi varlığıyla kimseye yük olmayan, aksine çevresindekilere hep bir şeyler katanlardandı. Ama belki de başkalarının dertlerini kendine dert edinmesi, dünyanın gamını taşıması ona bu erken sona getirmişti… İşte bu yüzden onu kaybetmek, yalnızca bir insanı kaybetmek değil; bir bilgeyi, bir abiyi, bir dert ortağını kaybetmek oldu sevdikleri için. Işıklar içinde uyu Nüvit Abi’cim, yaşarken sen bizlerin gamını aldın, şimdi sensizliğin gamıyla seni anılarımızda yaşatmak bize kaldı. Her zaman sevgiyle…
Dr. Öğr. Üyesi Aylin Altınay
Nüvit, 37 yıllık hayat arkadaşımdı, ailesine, arkadaşlarına, İFMC’ye, maçlara, siyasete, yürüyüşe düşkündü. Lenfoma teşhisi konmadan 4 ay evvel bile dağ yürüyüşlerindeydik. İlk tedavi alırken iyi gidiyordu fakat sonraki dönemde 3 aya yakın hastanede kaldık, hastalığı agresif çıktı. Artık özgür olmak istediğini söylüyordu, istediği gibi de oldu, yoğun bakımda yarım günden az kaldı. Onun sohbetlerini hep arayacağım.
Güneş Eseryel
NÜVİT…
Gençlik arkadaşıydık onunla. Benim çokça çalıştığım onun da hep okulda olduğu zamanlardı. O nedenle o alevli günleri çok paylaştığımız söylenemez. Farklı kanallarda çözüm arayan solculardık. Hani, birbirimize muzip “Clark”lar çektiğimiz ama zor anlarda sırt sırta verdiğimiz…
Okul sonrası 12 Eylül artığı günlerde daha çok buluştuk. Özellikle İFMC odaklı günlerimizde, senede bir gün de olsa karıncalandığımız günlerde.. Halk Leasing günlerinde kahvesini de içtim. Komşuymuş ofislerimiz meğerse. Çok konuşkandı, zaman dururdu anlatırken.
O Galatasaray’lıydı, ben Fener’li… Karşıttık(!) en efendicesinden…
Beyefendi insandı Nüvit. Ne hüzündür ki onu Mehmet’in uğurlamasında göremeyince öğrendim durumunu, görünmez olmuştu Nüvit.
Gidişi de beyefendice oldu, sessizce. Ve bu kadarı bana çok geldi.
Özlüyorum kardeşimi…
Tuncay Seza Ak
Hayatta insanın sırtını yaslayacağı dostu, genellikle bir elin parmakları ile sınırlıdır. Benim için Nüvit onlardan biriydi. Yurt içinde, yurt dışındaki gezilerde güzel anılarımız oldu. Yenileri düşüncesindeyken, birden aramızdan ayrıldı. İçimde yokluğunun burukluğunu yaşıyorum.
Ahmet C. Özkan















