BİZ İKTİSATLILAR: İÇİMİZDEN BİRİ PROF. DR. ŞERAFETTİN AKSOY
BİZ İKTİSATLILAR: İÇİMİZDEN BİRİ PROF. DR. ŞERAFETTİN AKSOY
İÜ İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’nün değerli hocalarından Prof. Dr. Şerafettin Aksoy’u anıyoruz bu ay.
Sevgili hocamız, özellikle Vergi Hukuku, Türk Vergi Sistemi ve Kamu Bütçesi alanlarında eserler vermiştir. Emekliliğinin ardından İstanbul Üniversitesi bünyesindeki çeşitli lisansüstü ve doktora programlarında akademik katkılarını sürdürmeye devam etmiştir.
Bu yıl mart ayında vefat eden sevgili hocamızı saygıyla anıyor, paylaşımımıza yazıları ve fotoğrafları ile destek olan Prof. Dr. Figen Altuğ, Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, Prof. Dr. İzzeddin Önder, Prof. Dr. Ufuk Bakkal’a çok teşekkür ediyoruz.
İÜ İKTİSAT FAKÜLTESİ MEZUNLARI CEMİYETİ
Sevgili Prof. Dr. Şerafettin Aksoy
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye ve Mali Kanunlar kürsüsüne 1975 yılında atandığımda Doç. Dr. Şerafettin Aksoy da aynı kürsüdeydi. Kalıplı yapısı, ciddiyeti, nazik konuşması ve şık giyimi ile dikkat çeker; zamanla ince nükteleri ile şaşırtırdı. Asistan olarak zaten yapmam gereken işlere, teşekkür eder ve yıllar sonra bile takdir ettiğini genç arkadaşlardan duyardım.
Eşi Perihan Hanım ve kızı Sevgi’den söz ederken gözlerinin içi gülerdi. Zamanla iki torunu da baş tacı oldular; başarıları ile gurur duyardı. Emekli olduktan sonra telefon konuşmalarımızın çoğu karşılıklı olarak torunlarımızı anlatmak olmuştu.
Sevgili Prof. Dr. Şerafettin Aksoy’a rahmetler diliyorum.
Prof. Dr. Figen Altuğ
PROF. DR. ŞERAFETTİN AKSOY HOCAMIZIN ARDINDAN
Maliye camiasında derin izler bırakan Prof. Dr. Şerafettin Aksoy Hocamızı, bir çınarı uğurlamak gerçekten büyük bir hüzün.
Fakülte sıralarında Şerafettin Hocamın derslerini büyük ilgi ve merakla dinlerdim. Daha sonra bölüm başkanı olduğu dönemde asistanlığa başladım. Uzun yıllar Hocamız ile aynı bölümde çalışma fırsatı buldum.
Şerafettin Hocamızı, bilimsel birikimi, yayınları, babacanlığı ve adaletiyle tanıdım. Hem o bilge duruşunu hem de gençlere karşı koruyucu, yol gösterici ve şefkatli tavrına her zaman şahit oldum.
Hocamız, her zaman adaletten yanaydı, liyakate, hakkaniyete çok önem verirdi. Asistanlar arasında işleri bölüştürürken bile hiç kimsenin hakkının bir diğerine geçmesine izin vermezdi. Onun bu adil duruşu, bizlere sadece bir iş disiplini değil, akademik hayatımız boyunca rehber edineceğimiz bir ahlak pusulası kazandırdı.
Odasının kapısı bizlere her zaman açıktı. Sadece akademik çalışmalarımızı değil, hayatı, insanı ve geleceği konuştuğumuz o samimi sohbetler, her birimiz için en kıymetli derslerden biriydi.
Etkileyici hitabeti, vergi alanındaki dikkat çeken yorumları, doğru tespitleri ve sistemin aksayan yönlerine getirdiği cesur, yapıcı eleştirileriyle camianın en dikkat çeken isimlerindendi.
Emekli olduktan sonra da bilimsel sempozyumlara katılırdı. Sempozyumlarda sunum yapacak genç akademisyenlerin en büyük arzusu, onun oturum başkanlığı yaptığı panellere denk gelebilmekti. Çünkü o, katıldığı her platformda hem kendi kuşağının saygın meslektaşlarına hem de akademiye henüz adım atmış gençlere hem enerjisiyle ilham kaynağı olurdu hem de müşfik tavrıyla cesaret verirdi.
Onun ilhamıyla yönünü bulan herkes gibi, hocamızın sadece bir isim değil, bir ekol olduğunu çok iyi biliyoruz. Fakültemizin koridorlarında bıraktığı iz ve kalbimizdeki yeri, ilk günkü gibi canlı kalacak, O’nun akademik mirasını yaşatmaya devam edeceğiz.
Hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm camiaya başsağlığı dilerim. Mekânı cennet olsun, saygıyla ve özlemle…
Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz
ŞERAFETTİN AKSOY
Şerafettin Aksoy Hoca, benden önce kürsüye intisap etmiş bir meslektaşım idi. Yanılmıyorsam, benim kürsüye giriş tarihim olan 1964 Haziran döneminde, kürsüde Şerafettin Hoca, Yenal Öncel, Türkan Öncel ve rahmetli Metin Hoca vardı. Tüm genç hocalar ve tabii ki Şerafettin Hoca büyük bir muhabbet ve şefkatle beni karşılayarak, atanmanın ilk günlerinde yeni bir elemanın üzerine çöken kürsü ağırlığının hafifletilmesinde çok büyük rol oynadılar. Ahirete intikal etmiş Şerafettin ve Metin hocalarıma olduğu kadar, Türkan ve Yenal Hocalara da bu bakımdan minnettarım.
1982 yılında YÖK uygulamasıyla üniversitelerde gerçekleştirilen yapı değişikliğiyle, kürsü sistemi Bölüm ve Anabilim dalı yapısına dönüştürülünce sözünü ettiğim üç hocadan da ayrı düştüm. Yeni sistemde ben Mali İktisat Anabilim Dalı’na geçince, başlangıçta fevkalade vefa göstermiş arkadaşlarla aynı Bölümde olmakla beraber, Anabilim dalı düzeyinde ayrışmış olduk. Ancak, yeni yapılanmada ve sonraları her birimiz yaşamın farklı alanlarına savrulurken, dostluğumuz ve muhabbetimizde bir eksilme olmadı, olamazdı da! Yaşam böyle bir şey; birbirine dostça kenetlenmiş dostlukta, aramızdan önce Metin Hoca, geçen aylarda da Şerafettin Hoca ayrılmış oldu. Fakat yaşam çizgisinde yaşanan kesintiler, doğal olarak, ruhsal ve duyum dünyasında değişmeden devam ediyor!
“Kamu Ekonomisi” ya da eski bilinen adıyla “Maliye” alanında devamlı sürdürülen ve bir türlü çözüme kavuşturulamayan, biraz da geçmişte Neumark ekolünden tevarüs edip, halen de devam eden tartışmanın konusu da “Kamu Ekonomisi” ve “Vergi Hukuk” alanlarının birlikteliğinin bilimsel gelişmeler ışığında artık geçerliliğini yitirmiş olarak, birbirinde ayrılması gereğidir. Şerafettin Hoca Vergi Hukuku Anabilim Dalı’nda, ya da daha geniş ifadesiyle Mali Hukuk alanında kalınca, Hoca ile alan olarak şeklen ayrışmış olduk. Bu ayrışma, alanlarımız arasında yararlı yardımlaşmaya yol açtığı gibi, tatlı tartışmalara da meydan vermiş oldu. Aramızda sürdürdüğümüz tartışmalarda, Şerafettin Hoca benim iktisat alanındaki boşluklarımı doldururken, “zaman aşımı” gibi bazı kavramlar üzerinde de Hoca ile hoş bilimsel alış-verişler yaşamamıza vesile oldu. Ben Şerafettin Hoca’ya, zamanaşımını hangi yasada kaç ay ya da yıl olduğu yerine, zamanaşımı kavramının gerekçesini anlatmasını söylediğim halde, belki Hoca’nın hukukçu şekilciliği olabilir, bilemedim, eserlerinde daima belirli zaman süresini vermekten geri durmadı.
Şerafettin Hoca, kendi akademik çalışmaları dışında fakülte düzeyinde yapılan sosyal çalışmalara fazla rağbet etmezdi. Örneğin, mezuniyet günleri ya da çeşitli vesilelerle gündeme gelen protesto ya da kutlama günlerine rağbet etmezdi. Benim hatırladığım tek bir Trabzon gezimiz vardı, bölüm olarak birlikte yaptığımız. Şerafettin Hoca bu geziye katılmış idi, fakat nedense bu gezi ile ilgili bir resim bulunamadı. Fakat Trabzon’da yapılan toplantılarda güncel vergi sorunları ile ilgili konuların tartışılmasına büyük katkı koydu.
Şerafettin Hoca’nın hemen hemen hiç aksatmadan katıldığı tek toplantı her yıl ilkbahara doğru yapılan maliye toplantılarıdır. Her yıl farklı üniversite Maliye Bölümü tarafından yapılan bu toplantılarda Şerafettin Hoca muhterem eşi ile katılır ve değerli katkılarını yapardı.
Bir ara Maliye Bölüm toplantılarına Maliye Kulübü’nden de bir temsilcinin katılmasının hem bizler hem de öğrenciler açısından yararlı olabileceğini düşünerek, bir temsilci almaya karar verdik ve uyguladık. Amacımız hem Bölüm akademik çalışmalarında aleniyet hem de genç arkadaşlarınızın akademik çalışma ve davranış kuralları hakkında fikir sahibi olmalarının sağlanması idi. Fakat, Şerafettin Hoca ve bazı başka arkadaşlarımız da bu projeye fazla rağbet etmemesi sonucunda bir toplantı sonucunda proje iptal edildi. Buna rağmen, Şerafettin Hoca’nın öğrencilerle ve asistan arkadaşlarla daima fevkalade saygılı, dostça ve yol gösterici tavırlarla ilişki içinde davrandığını söylemek durumundayım.
Şerafettin Hoca, Mali Hukuk alanında hiçbir eksik bırakmayacak kadar eser veren fevkalade çalışkan ve velut bir meslektaşımız idi. Benzer sürelerle iş yapmış olmama rağmen, alanımla ilgili bir eser dahi bırakmamış olmam, Şerafettin Hoca’yı gıpta ile örnek alınacak bir meslektaş, doğal olarak bundan böyle de rahmetle anılacak bir dost olarak görmeme sebep oluşturmuştur.
Ebediyete intikal etmiş olan Şerafettin Hoca’yı rahmetle anıyorum, makamında huzurla uyumasını diliyorum!
Prof. Dr. İzzeddin Önder
Değerli hocam Prof. Dr. Şerafettin Aksoy’un başkanı olduğu anabilim dalına 1989 yılında asistan olarak kabul edildim. Yaklaşık on yıl kadar birlikte çalıştıktan sonra çalışma alanımı değiştirip farklı bir anabilim dalına geçtim. O’nun hem öğrencisi hem de meslektaşı olarak öne çıkan özelliklerini; akademik hayatındaki titizlik ve ciddiyet, bilgiyi paylaşmaktaki cömertlik, öğrencilerine ve asistanlarına karşı gösterdiği hoşgörü, farklı ideolojilere sahip meslektaşlarıyla tartışmalarında gösterdiği yapıcı tutum ve saygı, bölümümüze olan bağlılığı olarak özetleyebilirim. Bizlerin en iyi şekilde yetişebilmemiz için her ay güncel bir konuyu araştırmamızı ve daha sonra anabilim dalı toplantısında tartışmamızı isterdi. Sunumlarda tespit ettiği hatalarımızı özgüvenimizi zedelemeden yapıcı bir üslupla düzeltirdi.
Şerafettin hocanın yetiştirdiği çok sayıdaki öğrencinin bir bölümü bugün Türkiye’nin farklı üniversitelerinde akademisyen olarak ders vermekte, bir bölümü yargı organlarında çalışmakta, bir bölümü ise kamu ve özel sektörde önemli rollerde görev almaktadır.
Hocanın vergi teorisi ve mevzuatıyla ile ilgili yazdığı kitaplar ve yaptığı yayınlar hem akademik dünya hem de vergi uygulamaları alanında çalışanlara çok önemli katkılar sağlayarak ışık tutmuştur.
Bilime adanmışlık ömrü, yetiştirdiği kuşaklar ve maliye literatürüne kazandırdığı eserler için kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyorum.
Prof. Dr. Ufuk Bakkal










